TubeHunter9.7
Easy Audio CD Burner Easy Audio CD Burner ile cesitli ses parcalarini
yuksek kalitede CDlere yazabilirsiniz. Yazilim, sadece MP3 ve WAV
formatli ses dosyalarini CDye yazabiliyor. Ayrica Winamp ve Sonique
calma listelerini de destekliyor. Yazilim, parcalari butun populer ve
her cesit boyuttaki CDlere yazabiliyor. Ayrica kullanimi oldukca
kolay.Yazilim, Windows Server 2003 dahil tum Windows surumlerini
destekliyor. Yazilim, bu versiyonunda sadece 5 kere CDlere yazabiliyor.
Eger yazilimi $19.95 odeyerek satin alirsaniz bu kisitlamadan
kurtulacaksiniz. Yazilimi buraya tiklayarak satin alabilirsiniz.
Not
= Easy Audio CD Burner Download Ettikten sonra Lutfen Virus
Taramasindan geciriniz. Biz Easy Audio CD Burner Programi Yazari
degiliz ve Sorumlulukda kabul etmeyiz. Easy Audio CD Burner Yazilimi
yapan kisi veya kurulus sorumludur.
Program yapimcisi - PGSTAR.com - Programi indirmek icin buraya tiklayiniz
MP3-WAV Converter MP3-WAV Converter ile MP3 ve WAV formatli dosyalari
CDlere yazabilirsiniz. Ayrica yazilimla MP3, MP2, MP1, MPG ve WAV
formatli dosyalara kendi aralarinda donusturme islemleri
uygulayabilirsiniz. Yazilimin kullanimi ise oldukca kolay.Eger yazilimi
$20 odeyerek satin alirsaniz 7 gunluk kullanim kisitlamasi kalkacak.
Yazilimi buraya tiklayarak satin alabilirsiniz.
Not
= MP3-WAV Converter Download Ettikten sonra Lutfen Virus Taramasindan
geciriniz. Biz MP3-WAV Converter Programi Yazari degiliz ve
Sorumlulukda kabul etmeyiz. MP3-WAV Converter Yazilimi yapan kisi veya
kurulus sorumludur.
Program yapimcisi - One Stop Soft - Programi indirmek icin buraya tiklayiniz
DownloadStudio DownloadStudio, internetten dosya menizi saglayan guzel
bir yazilim. Yazilim; ilebilecek dosyalari, programlari, resimleri,
sesleri, videolari, butun web sitelerini ve butun FTP sitelerini
ebiliyor. Diger download yoneticilerinde oldugu gibi web sitelerini,
FTP sitelerini, web sitelerindeki resimleri, ses ve video dosyalarini
indirirken farkli gruplar halinde indirmenizi sagliyor.Yazilim, me
islemlerini hizli bir sekilde yapiyor. Download yaparken sunuculara
baglanabildigi en yuksek hizla baglaniyor. Ayrica download islemine
kaldiginiz yerden de devam edebiliyorsunuz.Yazilim, sadece Windows
98/Me/2000/XP isletim sistemleriyle calismaktadir. Bu versiyonunda
yazilimin 15 gunluk kullanim kisitlamasi bulunmaktadir. Bu kisitlamayi
kaldirmak icin yazilimi $39.95 odeyerek satin almaniz gerekmektedir.
Not
= DownloadStudio Download Ettikten sonra Lutfen Virus Taramasindan
geciriniz. Biz DownloadStudio Programi Yazari degiliz ve Sorumlulukda
kabul etmeyiz. DownloadStudio Yazilimi yapan kisi veya kurulus
sorumludur.
Program yapimcisi - Conceiva - Programi indirmek icin buraya tiklayiniz

Adamın biri yolda cüzdanını düşürür, sokaklarda yaşayan başka bir
adam tam cüzdanı kapıp kaçacakken Recep İvedik onunla mücadeleye girer.
Sonunda, sahibine teslim etmek üzere, evsiz adamın elinden cüzdanı
almayı başaran Recep İvedik kafasını çevirdiği anda cüzdan sahibinin
çoktan gittiğini farkeder. Akşam evinde televizyon seyreden Recep
İvedik, cüzdanın Antalyalı çok önemli bir iş adamına ait olduğunu
öğrenince arabasına atlar ve güneye doğru yola koyulur. Yol boyunca
birbirinden komik sürprizlerle karşılaşan Recep İvedik en sonunda
Antalya’ya varmayı başarır ve cüzdanı turizmci Muhsin Bey’e teslim
eder. İş adamının ısrarlarına rağmen Recep İvedik ne para almayı kabul
eder ne de otelde kalmayı… Fakat tam otelden ayrılacakken çocukluk aşkı
Sibel’in bir tur otobüsünden indiğini farkeder. Artık Recep İvedik’in
tek bir amacı vardır; kendisini tanımayan, hatta hatırlamayan Sibel’e
kendini beğendirmek…
Recep İvedik’in asıl keyifli tatil macerası bundan sonra başlayacaktır.

Televizyon
dünyasının muzır adamı Şahan Gökbakar, yakında Recep İvedik filmiyle
sinemada arz-ı endam edecek. Kendine has esprileriyle iki üç yıldır bir
fenomene dönüşen Şahan Gökbakar, işin sırrını şöyle açıklıyor:
“İnsanlar bir maskeye sığınmış aslında. Benim yaptığım, maskeleri
indirip dışa vurmak.”
‘Zıpın’, ‘Zoka’, ‘Dikkat Şahan Çıkabilir’, ‘Kime Diyorum Ben’ derken Şahan Gökbakar, iki üç yıldır hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girdi. Sade suya tirit işler yapıyormuş gibi gözükse de aslında ağlanacak halimize güldürüyordu bizi. Kimi zaman ekranlardaki tartışma programlarının düzeysizliğinden dem vuruyor kimi zaman yarışmaların seviyesizliğinden ya da gelin kaynana rekabetinden feyz alıyor, kimi zaman da dizilerin tekrara binen konularından besleniyordu ve bunları bir skeçe dönüştürerek televizyon dünyasını hicvediyordu. Bu anti-medya şovların seyirci nezdinde rağbet görmemesi düşünülemezdi. Çünkü reyting hesaplarına hapsolmuş televizyon yayıncılığı çoktandır zaten seyircinin gözünde pek bir şey ifade etmiyordu.
Şahan Gökbakar, çok yakında televizyon dünyasının dışına çıkacak. Hem de televizyonda doğan Recep İvedik (aynı zamanda filme de adını veriyor) sayesinde. 15 Şubat’ta gösterime girecek filmi yine kardeşi Togan Gökbakar yönetiyor. Çok yakında Uğur Yücel’in de içinde bulunduğu bir doğaçlama sit-com’la beyazperdede görünecek. Haftada bir sinemaya gidecek kadar sinema meraklısı olan Şahan Gökbakar, ‘iyi’ olarak anılan filmlerde oynamak gibi bir tasası olduğunu söylüyor. Televizyonda olduğu gibi başarılı olacak mı bunu zaman gösterecek. Ama öncesinde biz ‘muzır adam’ın dünyasına kendi kılavuzluğunda bir göz gezdirelim istedik...
Sizce bir skeç karakteri filmi tek başına sırtlayabilir mi?
Birçok insanın böyle bir tereddüdü vardı. Ama açıkçası benim kafamda en ufak bir soru işareti yok bununla ilgili. Çünkü Serkan’la (Altuniğne) senaryoyu yazarken şu anda çekilen filmi izliyordum. O tereddütleri de insanlara anlata anlata giderdim.
Peki onca tipleme arasından Recep İvedik’i seçme sebebiniz nedir?
Beni izleyen insanların aklına ilk gelen tiptir Recep İvedik. Dobra bir insan olmasından dolayı bu kadar sevildiğini düşünüyorum. İnsanların hep yapmak istediği; fakat toplumsal kurallar nedeniyle bastırdığı davranışları sergiliyor. Mesela birisinden hoşlanmıyorsa gidip yüzüne "Hoşlanmıyorum senden." diyor.
Bu tür filmlerde komedi unsurları ya ortalama bir düzeye seslenir ya da seyircinin katılımını sağlamak için zekice esprilere sırtını dayar. Siz ne yaptınız?
Recep İvedik, zaten içimizden biri gibi. Onun kendi yapısı ve hayata bakışı var. Dolayısıyla onun, olaylar ve durumlar karşısında vereceği tepkilerin peşine düştük.
Filmin yönetmeni kardeşiniz Togan Gökbakar. ‘Gen’de de birlikte çalıştınız. Bu beraberlik neler getirdi?
Çekimler başlamadan önce abi-kardeş ilişkisini sete taşımama kararı almıştım. Sette Togan’a hep ‘Hocam’ diye hitap ettim. Avantajlarına gelince; bir kere beni çok iyi tanıyor. Çekimler sırasında olumlu müdahalelerde bulundu. Özellikle doğaçlama yapmam konusunda cesaretlendirdi. Togan’la yaptığım işler, mutfağa girip beraber kek yapmak gibi bir şey. Başka yönetmenlerle çalışırsam kekin içerisinde bir malzeme olacağımın farkındayım. Dolayısıyla Togan’la çalıştığım zaman daha rahat oluyorum. Açıkçası motive olmadığım zaman pek benden performans elde edemezsiniz. Biraz Hakan Şükür gibiyim.
Sinemada nasıl bir yol çizmeyi düşünüyorsunuz?
İleride DVD’lerine bakıldığı zaman hep iyi olarak anılan filmler içerisinde yer almak istiyorum. İşin mutfağında olursam daha faydalı olacağım kanısındayım. Bugüne kadar birçok film için teklif aldım. Ve o filmleri daha sonra sinemada izledim. Açıkçası o filmlerde olmadığım için de mutluyum. Ama beni eğlendiren bir senaryo gelirse ona da hayır demem.
Bir seyirci olarak sinemayla aranız nasıl?
Ortaokul yıllarında başladım sinemaya gitmeye. Hâlâ da her hafta sinemaya gitmeye çalışırım. DVD’ler çıktığından beri de koleksiyon oluşturma niyetiyle bol bol film alıyorum.
Ne tür filmler hoşunuza gidiyor?
Bu konuda Togan’ın önerilerini dikkate alırım. Genelde de zevklerimiz ortaktır. Mesela ‘Baba’, ‘Dövüş Kulübü’, ‘Sıkı Dostlar’, ‘Amelie’, ‘Teenabum Ailesi’ gibi filmleri bayıla bayıla izlemişizdir. Her türlü filmi izlerim; ama sanat filmlerine dayanamıyorum. Cannes ödülü almış filmleri sevmem mesela.
Aslında mekteplisiniz, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezunsunuz. Ama sizi, televizyonda yaptığınız programlarla tanıdık.
Çocukluğumda hep enerjik ve komiktim. Biraz büyüyünce masa başı işlerden keyif almayacağımı fark ettim ve komşumuz Gülseren Gül Tunca’nın da etkisiyle ‘Acaba tiyatro mu okusam?’ sorusu düştü aklıma. Sınava girdim ve serüven böyle başladı. Okuldayken arkadaşlarıma "Kendi şovumu yapacağım." diyordum. Okul bitince de İstanbul’a geldim, reklam seçmelerine katıldım. Hepsi ‘Biz sizi ararız’ dedi; ama hâlâ arayacaklar.
Peki televizyon programı fikri nasıl gelişti?
Baktım kimse beni aramıyor, bir program yapayım diye düşündüm. Zıbın diye bir program hazırladım. Birkaç yerle görüştüm, olmadı. TV8’de çalışmaya başladım, bir ara da Zıbın’ın bir bölümünü hazırladım. 2004 yılbaşı gecesi yayımlandı. Program beğenilmedi, beni işten attılar. Ben de TRT’de bir şeyler yaptım. Orada da yaptıklarım beğenilmedi. Hatta o dönem bazı televizyon eleştirmenleri çok yeteneksiz olduğumu yazdılar. Sonra Zoka diye bir program yaptım TV8’e. Aslında var olan bir programdı Zoka. İlk 13 bölüm yayınlanmıştı. İkinci 13 bölümü benimle yaptılar. Beş altı hafta geçince yıldızım parladı. Aynı eleştirmenler bu sefer ne kadar yetenekli olduğumu yazıyordu.
İlk programlarınız gerçekten kötü müydü, yoksa anlaşılamamış mıydı?
Zıbın için anlaşılamadı diyebilirim; ama diğerleri başarısız programlardı. Çünkü Zıbın’da yapmak istediğimi daha sonra ‘Dikkat Şahan Çıkabilir’ programında yaptım.
Temel olarak yaptığınız şov programlarında televizyon dünyasını hicvediyorsunuz. Bu anti-medya eleştirisi fikri nasıl gelişti?
Günde 10-12 saat televizyon izleyen bir insanım. Annem çalışıyordu, bize "Eve gidince televizyon izleyin." diyordu. Yoksa evi yakabilirdik! Aklım ermeye başlayınca televizyondaki saçma şeylere "Bu ne ya..." demeye başladım. Sonra, o saçmalıkları arkadaşlarıma oynar oldum. Sonra da bu birikimi bir televizyon projesi haline getirip anti-medya şova dönüştürdüm.
TV8, ATV ve NTV’de programlar yaptınız; ama NTV’deki programınız beklenen ilgiyi görmedi, bunu neye bağlıyorsunuz?
Televizyonun garip bir hali var. Hep bir önce yaptığınız iş daha iyi oluyor. Yani öyle geliyor insanlara. Mesela TV8’den ATV’ye geçince insanlar "TV8’deki programların daha iyi" dedi. NTV’ye geçince ATV’deki programlar kıymete bindi. Çünkü Türkiye’deki seyirciler televizyonda yeniliğe açık değil. Hep aynı şeyleri yapsanız, biri de çıkıp kendini tekrarlıyor demez. Mesela Esra Ceyhan’ın programı 11 yıldır devam ediyormuş. 11 yıl önce ben 16 yaşındaydım. 11 yıl içerisinde o kadar şey değişti; ama Esra Ceyhan’ın dekoru bile değişmedi. Ben mesela ‘Dikkat Şahan Çıkabilir’i bıraktım. Oysa 10 yıl daha yapabilirim. Çünkü sıkıldım.
Sizin konumunuzda olmak için çaba harcayan onlarca insan var. Elbette yaptığınız işlerin etkisi büyük bunda; ama farklı olarak insanlar ne buldu sizde ve mizahınızda?
Ben kendi yaşamımdan yola çıkarak garip bir bakış açısı elde ettim. Bunu ‘birbirimizi kandırmayalım’ cümlesiyle özetleyebilirim. Bu bakış açısı bana acayip bir komedi çıkartıyor. İnsanlar bir maskeye sığınmış aslında. Benim yaptığım, maskeleri indirip dışa vurmak. O zaman çok komik mevzular yakalıyorum. Esas olarak televizyonda anti-medya şov yapmamın sebebi de budur. O kadar saçma şeyler oluyor ki televizyon dünyasında, bunu dışa vurunca insanlara komik geliyor işte. Üstelik bire bir onları taklit ederek yapıyorum bunu. Mesela Acun Arazi diye bir skeç yapıyordum. Bire bir Acun’un programında kullandığı müziği, aynı kamera açılarını, aynı metni kullanıyorum. Benim skeci izleyince insanlar gülüyor. Ayrıca cesur işler yaptığımı da düşünüyorum. Uğur Dündar, Metin Aralot ile ilgili yaptığım programlar gerçekten çok cesurdu. Çünkü çok ağır şakaları içeriyordu.
Seyirci kitlenizle aranız nasıl? Herkese hitap ettiğinizi düşünüyor musun?
Ortaokul yıllarımda Cem Yılmaz diye deliriyordum. Altı kere şovuna gittiğimi bilirim. Kulise girip imza falan aldım. Çünkü o zamanlar onu bir lider gibi görüyorduk. Bizim gibi espri yapıyor, herkese laf atıyor, diğerlerinden farklı falan diyorduk. Benim seyirci kitlem de 12-25 yaş grubu insanlar ve benim ya da bizim kuşağın Cem Yılmaz’a gösterdiği bağlılığı şimdi bana gösteriyor. Onun için de çok mutluyum. Fakat bu bir sorumluluk da yüklüyor insana.
Erol Günaydın siyasi mizahın artık yapılmadığını söylüyor. Suya sabuna dokunmadan yapılan mizah daha mı ilgi çekiyor artık?
Eskiden siyasiler ya da siyaset üzerine yapılan mizahta Türkiye biraz daha rahattı. İnsanlar espriye açıktı. Mesela Turgut Özal mizahçılar için önemli bir malzemeydi. O da çok fazla önemsemez, kendisine yöneltilen eleştirilere olgunlukla karşılık verirdi. Avrupa’daki siyasiler de öyleydi. Şu anda o kadar rahat değil durum. Mizah dergileri mahkemeye veriliyor. Televizyon yöneticileri daha temkinli. Dolayısıyla siyaset ya da siyasiler üzerine mizah yapmak istesen de yapamazsın zaten. Yani politik mizaha Türkiye şu an açık değil. Ayrıca ben kendi adıma konuşursam, politik mizah yapmayı pek tercih eden biri değilim.
Yakında bir televizyon programı yapacağını öğrendik. Biraz bahseder misin?
Doğaçlama sit-com yapacağız Uğur Yücel’le birlikte. Onun çalışmalarını yapıyoruz. Uğur Yücel, yönetmen rolünde. Settar Tanrıöğen, Hakan Bilgin, Yosi Mizrahi, Murat Akkoyunlu’dan oluşan bir kadro var. Şöyle ki herkesin kulağında kulaklık var. Uğur Yücel birimize bir komut veriyor. Gidip yapıyoruz. Çok ilginç olacak doğrusu.
Recep İvedik Kimdir?
1. Tarifi imkansız bir adamdır Recep İvedik.
2. İsmi şimdiye kadar her nasılsa herhangi bir cadde yada sokağa verilmemiş tabelalar üstü bir insandır Recep İvedik.
3.
Agresif ve kompleksli kişiliğinin duygusal kişiliği ile olan uyumunun
ders kitaplarında okutulması gereken nadide şahsiyettir kendisi.
4.
Kendisine karşı yapılan eleştirileri "konuşma lan" diye kesmesinin
altında yatan gerçeğin aslında "gayet güzel bir türkçe ile konuşursan
seni dinlerim, bozuk bir türkçeye yada bozuk bir aksana asla tahammülüm
yoktur." manasına geldiğini bilmeyenin kalmadığı Türk Dil Kurumu özel
ödülünü alması gereken hatta geciken epik bir insandır bay İvedik.
5.
Engin bilgi birikimini "Kim 500 Milyar İstemez ki" adlı yarışma
programında bir kez daha ortaya koyan ve sunucu Konan Aşık bey'e en az
üç gömlek fark atan Meydan Larousse tadında, Ana Britanica modunda bir
kişiliktir Recep bey.
6. Halime ile olan sepet kazasını büyük
bir soğukkanlılıkla anlatarak dürüstlük timsali olduğunu gösteren
ayrıca daha sonraları medyada çok popüler olmasına rağmen Halime hanım
ile olan ilişkisini medyanın önünde yaşamayan ve mütevazi bir hayatı
tercih eden bir halk adamıdır Recep İvedik.
7. Henüz ufak bir
çocukken biricik Salih abisinin bakkal dükkanında tezgahtarlık yapan,
bundan hiç gocunmayan ve aradan geçen onca yıla rağmen geçmiş günleri
Salih Abi ile yad eden kadirşinas bir insandır.
8. Facebook yada
kendi tabiriyle feysbuk olayını herkesten önce çözmüş ve "Facebook
amele kaynıyor" sözünü literatüre sokmuş bilişim adamıdır Recep İvedik.
9.
Buzda dans yarışmasındaki performansı dudak uçuklatan ve jüri üyeleri
ile polemiğe girmek yerine sanatını icra ederek gönüllerde taht kuran
sms şampiyonudur bay İvedik.
10. Cnn international'ın
düzenleyeme korktuğu "Yılın nobel adayları" anketinde birinci
seçilmesine kesin gözüyle bakılan fakat nobele bel bağlamayan pamuk
gibi adamdır Sir Recep İvedik.
Şahan Gökbakar beyaz perdeye taşınan Recep İvedik
karakterinden çıkışta zorlanmış. ”Beni negatif etkiledi. Bazen bu benim
konuşmam değil diye düşünüyorum” diyor
Dikkat
Şahan Çıkabilir” isimli komedi programı çok beğenilince dikkatleri
üzerine çeken Şahan Gökbakar, bir kaç yıl içinde espri yeteneği ve
yarattığı tiplerle Türkiye’nin komik adamları arasında yerini aldı.
youtube’da milyonlarca kişi tarafından izlenen Recep İvedik tiplemesini
beyazperdeye taşıyan Gökbakar, bir yandan da Kanal 1′de Uğur Yücel ile
birlikte ”Kolay Gelsin” isimli canlı sitcom’la hayran kitlesini
genişletiyor.
Uğur Yücel’le birlikte bir sitcom’a başladınız. 22 Şubat’ta
Recep İvedik filminiz vizyona girecek. İki ayrı heyecan yaşıyor
olmalısınız?
Evet hem heyecan hem de doğum sancısı var. Uğur Yücel’le Almanya’da
yıllardır yapılan Schiller Strasse programının Türkiye formatını
yapıyoruz. 16 ülkede daha yapılıyor. Özgün bir formata başladık. İlk
iki bölümü çok eğlenceli ve komik oldu.
Özgün bir format olduğunu söylüyorsunuz ancak Tolga Çevik ve
Salih Kalyon’un yaptığı Komedi Dükkanı’na benziyor diye eleştiriler
aldınız.
Bazı köşe yazarları, televizyon eleştirmenleri Komedi Dükkanı’na
benziyor veya çalıntı diye yazdılar. Bunlar tamamen deli saçması. Tolga
Çevik ve Salih Kalyon�un yaptığı işin tadı, rengi, duruşu ve durumu çok
farklı. Hatta Komedi Dükkanı’nın Schiller Strasse�den üretildiğini,
türediğini ve fikir olarak oradan esinlenildiğini düşünüyorum.
Doğaçlama komedi türedi artık herkes doğaçlama komedi yapıyor gibi yazılar da çıktı.
2004 yılından beri televizyona iş yapıyorum ve o yıldan beri bütün
skeçlerimi, işlerimi doğaçlama yapıyorum. Tolga Çevik’in bulduğu bir
şey değil doğaçlama komedi. Benim zaten daha önceden beri yaptığım,
bundan sonra da hep yapacağım, hatta zamanında da ben böyle yapıyorum
diye çok ilgi çeken ve üzerine konuşulan bir iş.
Tolga Çevik’le rakip olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Evet öyle bir yola çekilmeye çalışıldık maalesef. Kesinlikle benim ne
Tolga Çevik’le ne de Tolga Çevik’in benimle rakip olma gibi bir durumu
olamaz.
Uğur Yücel’le TV’de çok seçici davranan bir insan. Onunla aynı projede yer almanız nasıl oldu?
Bizim başladığımız iş dört yıldır piyasada. Bu proje herkesle yapılmaya
çalışılmış. Haluk Bilginer, Beyazıt Öztürk, Demet Akbağ gibi isimler bu
proje için gelip bir deneme çekimi yapmış. Fakat hiçbiri yakalanmak
istenen düzeyde olmamış. Bazıları çok komik, bazıları çok durgun olmuş.
Dolayısıyla bir türlü yapılamamış. İki yıl önce bu programın deneme
çekimine gitmiştim. Zaten Erol Avcı ve Uğur Yücel isimlerini duyduğum
zaman hani �Annenin hatrı için çiğ tavuk yenir� derler ya, ben de onlar
için çiğ tavuk yerdim.
Uğur Yücel’le önceden tanışıyor muydunuz?
Hayır. Ben Uğur Yücel�e ”Muhsin Bey” filminden beri hayran olan
biriyim. Onunla bir araya gelince kafalarımızın çok uyuştuğunu fark
ettim. Oyunculuk stilimi iyi anladığını, yapabileceklerimi iyi
anladığını fark ettim. Bu beni çok mutlu etti.
Uğur Yücel’le çalışmak zor mu?
1,5 saatlik bir performans sergiliyoruz. Hiç durmadan canlı olarak
çekiyoruz olayı. Uğur Yücel bizi zorlamanın aksine, bizim hayatımıza,
oyunculuk adına çok ilginç noktalar kazandırdı. Bir kere benim
performanslarımı çok beğendi. Bunu bana söylediğinde benim için gurur
kaynağı oldu. Hayata dair ufak tefek cümleleri var çok tecrübeli. O
cümleler üzerine düşünmeye başladığınız zaman, oyunculuk ve hayat
üzerine güzel çıkarımlar elde edebiliyorsunuz. Zorlama yerine yardımcı
oluyor. Ben Bilkent Üniversitesi�nde oyunculuk okudum şimdi de
masterımı Uğur Yücel�le yapıyorum. Oyunculuk adına çok donanımlı ve çok
yetenekli biri. Onunla bir ortamı paylaşmak güzel bir şey.
Recep İvedik oldukça kıllı bir arkadaş. O tipe bürünmek için nasıl hazırlık yaptınız?
Tüm vücuduma kıl yapıştırıldı. O kıllar vücudumda 10-15 saat kalıyordu
her gün. Sonra asetonla o kılları çıkartıyorlardı. 15 kilo aseton
bitti. Tiner, aseton kokusuyla uyudum. Kafam iyi gezdim sürekli.
(Gülüyor) Rüyamda kılların saldırısına uğradım. Öyle bir psikolojiye
girdim.
Çekimler süresince Recep İvedik olarak dolaşmak, onun gibi oturup konuşmak, hareket etmek sizi nasıl etkiledi?
Recep İvedik’e geçişlerde pek zorlanmadım. Sadece Recep İvedik’ten
çıkışlarda zorlandım. Etkilerini taşıyorum hâlâ. Etrafımdaki
hanımefendilere -Ne var lan! diye konuşmaya başladım. Mesele restoranda
yemek yiyip geyirdim. Recep İvedik’ten sonra pis bir adam oldum. Beni
negatif etkiledi. İnsan bu kadar çok tipleme yaptıktan sonra Şahan
nasıl bir adamdı diye düşünmeye başlıyor. Bazen konuşurken bu benim
konuşmam değil diye düşünüyorum. Kendi karakterimi unutmaya başladım.
Kendimi de bir tipleme olarak görüyorum.
Sizinle ilgili bir şey dikkatimi çekti. İnsanlar sizi ya seviyorlar ya da nefret ediyorlar.Bu iki uç nokta sizi nasıl etkiliyor?
Bu durum benim iş yaptığım alanda doğru bir şey yaptığımı gösteriyor.
Hayatta da böyleyimdir. İnsanlar ya beni çok severler ya da hiç sevmez.
-Şahan iyi çocuktur� gibi arada kalan bir yorum olmadı benim hayatımda.
Hep -Iyyy nefret ediyorum, iğrenç bir herif ya da -Abi süper bir herif,
muhteşem! diyorlar. Yaptığım iştede böyle konuşulması beni acayip
tatmin ediyor. Demek ki, yüksek düzey bir iş yapıyorum ki, orta bir
fikir yok. İki uçta fikirler. Bu beni çok mutlu ediyor.
Kadın olmak hoşuma gidiyor�
Kadın rollerini size çok yakıştırıyorlar. Nasıl bu kadar başarılı oluyorsunuz kadın konusunda?
Annem de çok yakıştırıyor. Çok ilginç bir durum. Demek ki suratım, hal
ve harketlerim bir kadına çok yakın. Genelde Çok tatlı kadın! diyorlar
benim için. Uzun süre annemi ve arkadaşlarını gözlemledim. O yüzden
teyze konuşmalarına ve el hareketlerine çok yatkınım. Benim de hoşuma
gidiyor kadın olduğum zaman. Ama sadece skeçlerde kalırsa memnun olurum
(Gülüyor)
Doğa Rutkay’la nişanlandığınıza, evlendiğinize dair haberler çıktı. Gerçekten evlendiniz mi?
Bu konularda konuşmak istemiyorum.Çıkan haberler hiç umrumda değil. Ben kendi adıma medyatik bir ilişki yaşamıyorum.
Beyaz Show’da rap söylediniz. İnternette çok güzel yorumlar var sesinizle ilgili. Bir albüm yapmayı düşünüyor musunuz?
Ticari amaçlı bir albüm asla düşünmüyorum. Ciddi anlamda Ceza
hayranıyım. Ceza çok iyi arkadaşım. Onun yaptığı şarkıları dinlemekten,
ezberleyip söylemekten çok keyif alıyorum. Sadece kendi eğlencemiz
adına birlikte şarkı söyleyebiliriz.
Müziğe karşı ilginiz var o zaman?
Gitar çalıyorum. Klarnet çalmaya başladım kendi kendime. Klarnette
çözemediğim tuşlar var o yüzden Hüsnü Şenlendirici’yi arıyacağım. Şimdi
Binbir Gece’nin giriş müziğini çalıyorum. Küçükken bağlama çalardım.
Bir de pet şişeden ney sesi çıkartıyorum.
Stand-up yapmayı düşünüyor musunuz peki?
Yapmayı tabii ki düşünüyorum fakat bunu Cem Yılmaz�ın getirdiği mevcut
bir sistem var ya. Tek kişi çıkar ve hikâyeler anlatırdan daha farklı
bir şekilde yapmayı tasarlıyorum. O farklılığı bulduğum anda yapacağım.
Farklı olması gerektiğini buldum ama nasıl olması gerektiğini bulamadım
(Gülüyor)
Siz kendinizi ekranda komik buluyor musunuz? Şahan Gökbakar kimlere güler?
Bana çok komik geliyor çünkü onu başka bir insanmış gibi izliyorum.
Benim güldüğüm isimler tabii ki var. Beyazıt’ın işin içinden çıkamadığı
anlar beni acayip güldürüyor. Cem Yılmaz’ın bir hikâyeyi anlatırken
kurduğu dünyayı çok seviyorum ve gülüyorum. Ata’nın birebir yaptığı
Fatih Terim ve Bülent Ersoy tiplemelerinin olağandışılığına gülüyorum.
Okan Bayülgen’in anarşist antimedya duruşunun altında gizlediği popüler
kültür temalarına gülüyorum.
TV şovlarındaki skeçlerdeki Recep İvedik karakterini sinemaya taşıyan Şahan Gökbakar, bu karakterin nereden çıktığını anlattı.
Şahan Gökbakar’ın Recep İvedik tiplemesi televizyonda yayınlandıktan sonra büyük beğeni kazanmıştı. Gökbakar da bu karakterle ‘Kim 500 Bin İstemez’ isimli bir yarışma programı skeçi hazırlamış ve bu karakter izleyicilerden büyük ilgi görmüştü. Gökbakar, bu karakterin neden bu kadar çok sevildiğini kendisinin de bilmediğini söyledi: “Ben onu daimi bir tipleme olsun diye yapmamıştım. tv8′de izleyenler vardır. İlk bir haber bülteninin içinde bir tane haberdi o. Son çok sevildi ve acayip tutuldu. Bana gelen mailler, sokakta karşılaştığım insanların bana söyledikleri falan… Sonra onu atv’de ‘Kim 500 Bin İstemezki’ olarak Konan Aşık’la bir iletişime geçirdim. Her halde herkesin de Kenan (Işık) ağabeye ‘indir elini’ diyesi varmış. Ben öyle bir skeç yapınca çok hoşuna gitti herkesin, Kenan (Işık) ağabey hariç. Kenan ağbi süper bir adam. O skeç yayınlandığı zaman beni aramıştı. ‘Şahan beni sokakta gören herkes indir elini diyor. Ne yapacağım benim başıma böyle bir dert sardın diye’ dedi.”